DÜNDEN BUGÜNE ÜRÜK KÖYÜ TARİHÇESİ


OLUŞUMU KONUMU VE TARİHİ:

Ürük köyü Divriği'nin güneyinde ilçeye 35 km Sivas’a 210 km. Mesafede kurulmuş görülmeye değer güzel  Anadolu köylerinden bir köydür. Bucağa uzaklığı ise 4 km.dir.

    Ürük köyünün kuruluşu ve tarihi her ne kadar net olarak bilinmese de, iskan yılları Osmanlı Hanedanının 12. Padişah'ı olan III. Murat zamanlarına rastladığı sanılmaktadır. III. Murat Dö­neminde Fas'ın ele geçirilmesi (9 Mart 1576), İran savaşları (5 Nisan 1578), Filistin'in feth edi­lişi, Şirvan, Revan ve Tebriz'in Osmanlı idaresine geçişi Bu hareketli dönem içerisinde gerek bu bölgede ve gerekse bölgeye yakın Suriye, Mısır ve Irak gibi bu savaşlara yakın yerlerde bu­lunan insanlarda hareketli günler yaşandığı bilinmektedir. Daha sonraki yıllarda yurtta baş gösteren Celali İsyanları da (1607) bir çok ailenin baskınlardan ve soygunlardan kurtulmak için ev­lerini terk edip yeni yerleşim yerleri aramalarına neden olmuştur. Mercidabık Savaşından (1516) sonra bir zaman boş kalan Divriği toprakları ise yerleşmeye müsait bir durumda bulunuyordu. İşte bu hengame ve kargaşalardan uzak kalmayı yeğleyen insanlar Divriği'nin güneyindeki top­raklara bu hareketli yıllarda yerleştikleri görülür. Ürük köyünü oluşturanlar da bu bölgeye bazı köylerden daha evvel geldiler denilebilir. Nesilden nesil’e zamanımıza ulaşan sözlü bilgiler de bu doğrultudadır. Burada Mursal 'lıların Mursal'ı ilk oluşturdukları yıllarda yerleşim yerlerini seçmekte ve evlerini yapmakta Ürük'lü komşularının kendilerine yardım ettiklerine bakıldığın­da o yıllarda Ürük'lülerin yöredeki bazı köylerden 50-55 yıl daha evvel yerleşik düzene geçmiş bir köy olduğu savı geçerlilik kazanmaktadır. 
Ürük köyünün ilk oluşumunda adının "URUK" olduğu bu köyü oluşturanlannda eski ırkla­ra dayalı bir boy ve Aşiret kolu olan URUK Aşiretinden olduklan hala bir mu amma olarak özel­liğini korumaktadır. URUK kelimesinin Ansiklopedik anlamı; Eski ırkıara dayalı bir boy bir aşi­ret kolu anlamı taşıdığı görülür. Tarihte; Ürük köyüne en yakın benzerlikte olan isme; günümüzde Varka (Irak) Mezopotam­ya'da Aşağı Fırat kesiminde bir Sümer kenti olan URUK ismi ile karşılaşmaktayız.
       
          
Bu eski URUK şehrinin tarihçesine kısa bir göz atalım.
Bu şehir Ur ve Larsa'nın kuzeybatısındaydı. Burada İ.Ö. Vı. binyıla değin inen, üst üste ku­rulmuş bir yerleşme ortaya çıkarıldı. Bu yerleşme 18 yapı katı ve 4 ana kültür katmanından olu­şuyordu. URUK(taldüç tepeden biri üzerinde, çeşitli dönemlerde yenilenen bir tapınak vardı. (An zıguratı) Bunaİ.Ö. 4000-İ.Ö 3700- İ.Ö 3500-3300 tarihlerinde çeşitli kültür katmanları ek­lendi. Bir ara Akkad'ın egemenliği altına giren URUK, İ.ö XXII.yy'da yeniden bağımsızlığına kavuştu. URUK'lu Utu-hegal, gutileri kovarak Aşağı Mezopotamya'yı ele geçirdi isede Larsa­lı Rim-Sin tarafından ortadan kaldırıldı. tÖ. 1762'den sonra Babil'e bağımlı) duruma geldi .. (İ.Ö. 126-İ.S. 124) Bilinen son çivi yazılı metin tS. 75'te burada yazıldı.
Arkeolog geçen yüzyılın ortalarında ingiliz Loftus tarafından yeri belirlenen kent, 1912'den itibaren bir Alman arkeoloji heyeti tarafından kazıldı. Yaklaşık 3 km. boyunda ve 2,1 km. enin­de bir alana yayılan kentin araştırılması tümüyle tamamlanmamıştır. 75
Çok eski yıllarda bu şehirde bir çok insan topluluklarının yaşadıkları ve zaman zaman yapı­lan savaşları kazandıkları, bazı zamanlarda da kaybederek başka kuvvetlere bağımlı duruma geldikleri, tarih içinde geçen devre ve olaylardan anlaşılmaktadır.
Bu hareketli yıllar içerisinde URUK kentini terk ederek başka yerlere göçen insanlarda dik­kate alındığında akİa şu olasılıklar gelmektedir.
O hengamede şehirlerini terk ederek başka topraklara yerleşen insanların URUK kentinden olduklarını nesilden nesile çocuklarına anlatmaları sonucu URUK isminin günümüze kadar geldiği, bugünkü ÜRÜK köyünü oluşturan insanların da yeni yerleştikleri bu yere soylarından ken­dilerine intikal eden ve hafızlarında kalan URUK ismini verdikleri akla daha yakın gelmekte­dir. Ancak; Bütün bu olasılıklar net bilinmediğinden o günlerin gerçek yüzü tarihin derinlikle­rinde saklıdır.
Ürük köyü şimdiki yerine iskan edilirken URUK adıyla bilinmekte ise de sonraki yıllarda te­laffuz sonucu ÜRÜK olarak anılmaya başlamıştır. Eskiden bu tür değişikliğe uğrayan yerler vardır. Günümüzde ise Divriği'nin birçok köylerinin isimleri değiştirilmiş, resmi olarak yeni isimler verilmiş olmasına rağmen ÜRÜK isminde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

ÜRÜK KÖYÜNDE BELGELİ TARİH:
Yıllarca uğraştan sonra T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri Genel Müdürlüğü mahzenlerinden çıkarılan bir dizi arşiv bilgileri elde edilmiştir. Bunlardan 290-295 yıl öncesi Ürük köyünden söz edilerek köylünün elinde bulunan tarla ve yoncalık gibi arazileri ile büyük ve küçük baş hay­vanlarından dolayı Devletin Maliye'sine vergi verdikleri görülür.
Yukarıdaki bilgilerin tamamı Arap harflere dayalı (Eski Türkçe) karmaşık yazılardan çeviri­si yapılmıştır.

ÜRÜK'TE NESİLLER:
İnsanlar bir geçmişten söz ederken bu konudaki yazıtlarının daha sağlıklı olması için bunu bir tarihe dayandırması gerekmektedir. Bu tür bilgilerin en geçerlisi de yazılı tarihtir. Ne var ki; yurdumuzun kırsal alanlarında yaşayan insanların bu çeşit bilgileri her zaman belgeleme imka­nı da yoktur. Kaldı ki yüzyıllar öncesi İç Anadolu'nun köylerinde okur yazar oranı yok denecek kadar azdı. Onun için bu insanların geçmişe yönelik bir kayıt tutmaları da olanaksızdı. Bu tür bilgilerin daha sonraki kuşaklara ulaştırılabilmesi için kendi zamanlarındaki büyüklerini iyi din­lemiş, sözü sohbeti belli, güvenilirliğine inanılan insanların geçmiş nesillerle ilgili vermiş oldukları bilgiler de önemlidir.
Ürük köyünü ilk oluşturan insanlar ile onlardan çoğalarak günümüze ulaşan soyun tanımı hem elde edilen kaynak bilgilere ve hemde bu bilgilere dayandırılmıştır.
Bu verilere göre Ürük köyü 'nün bulunduğu yere iki kardeş gelmiştir. Bunlardan birinin adının Henifi olduğu, ikinci kardeşin adının ise bilinmediği söylenilmektedir. Birinci kardeşten olanlara Henifi oğulları; denmekte idi. Bugünkü Kirli Ali'gil, Henifi'gil, Halil Ağa'gil, Memiş'gil ve Hüsük'gil bu kişiden çoğalarak günümüzü ulaşan akraba kabile olup soyadları (Aydoğan) dır. Ancak; bazı aileler daha sonra soyadlarını.değiştirerek Geçer, Bal­bay, Haydaroğulları ve Tunaboylu soyadını aldılar. İkinci kardeşin neslinden gelenlere de Kocaoğulla­rı denmekte idi. Yıllar geçtikçe bu ailelerde çoğalarak Ürük içinde birçok hane oluşturdular. Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra soyadı kanunu çıkınca (1934) bu ailelerde Odabaşı'gil­ler Odabaşı, Çakır'gil Koca, Kahal’ler, Çınar, Hubu'giller Ulusoy, Hüsüün'giller de Örencik soyadlarını aldılar. Yukarıda sözü edilen iki kardeşten daha sonraki yıllarda Ürük köyüne yine gelenler oldu.
                                                                                    
Bu tür göç olaylarına o yıllarda sıkca rastlanmakta idi. Ürük köyüne sonradan ge­len ailelerin nereden geldikleri ile köy içindeki ünvanları da şöyledir.

1- Kürt'gil: Bu aile Malatya İl'i Hekimhan ilçesine bağlı "Saz" köyünden geldikleri daha son­ra soyadlarını da "Sazlı" aldıkları bilinmektedir.

2- Alö' gil: Bu ailede aynı il ve ilçeye bağlı "Saz" köyünden gelmiş olup soyadlarını "Kış" al­mışlardır. Gerek Kürt' gil ve gerekse Kış aileleri saz köyünden ayrıldıktan sonra bu iki aile­ye akraba olan ve halen o köyde yaşamlarını sürdüren kimseler vardır.

3- Yağbasan'giller: Bu ailenin Divriği'nin Yağbasan Köyünden geldikleri soyadlarını da "Yağbasan" aldıkları bilinmektedir. , .'

4- Yemen' gil: Eski insanlardan günümüze ulaşan bilgilere göre bu ailenin de Yemen' den geldi­ği söylenmektedir. Soyadı kanunu çıkınca (1934) soyadlarını "Polat" alan ailenin köye hangi tarihte geldiklerine dair bir kayıt mevcut değildir.

5- Dumbuca'gil: Bu aile de Divriği'nin Dumbuca köyünden gelmiş olup soyadı alınırken de "Dumbuca "aldılar. Daha sonraki yılIarda soyadlarını "Domurcaklı" olarak değiştirdikleri gö­rülmektedir ..

YüzyılIar öncesi Ürük köyünü oluşturanlardan günümüze kadar uzanan nesillerin tanımı söz­lü anlatımlar ile T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinden elde edilen kaynak verilere dayandı­rılmıştır.

ÜRÜK KÖYÜNDE YAŞAMIŞ VE YAŞAYAN BELİRGİN ŞAHSİYETLER:

Köyün kuruluşundan beri birçok insan gelmiş geçmiş, mazi bunların üzerine kalın bir perde örterek hafızalardan siImiştir. Ancak; 19. ve 20. yüzyılda yaşamış bazı insanlar yaşamları sırasın­da hem ekmekleri ve hem de insancıl davranışları nedeniyle hala köy insanının hafızalarında yaşamaktadırlar. İşte bu insanlardan birkaçı:

Halil Ağa, Müdür ağa Veli ağa,Musa efendi(Odabaşı) - İsmail Efendi (Ulusoy) - Mustafa Ağa, Zeynel ağa (Çınar) - Musa ağa (Kocalar­dan) - Veli Efendi,İbrahim ağa,  Gözel ağa  , Mansur efendi (Aydoğan) ve Yusuf Ağa, Ahmet ağa, İbrahim ağa (SazIı) - Mehmet ağa (deli Mehmet), Rıza ağa Yusuf ağa,(Kış) - Yusuf ağa, Hamit ağa Celal bey (Örencik)  - Hüseyin domurcaklı - Kasım ağa (yağbasan) bu zincirler disizine bir halka olarak eklenmiştir . Ayrıca köyümüzün ve çevre köylerin Mimarı sayılacak ustalarımız Halil ve Apti ustalarımız da  vardı. Yaşayanlar hanesine Mehmet Sazlı’yı da eklemeden geçmeyelim. Not : Saydığımız vede sayamadığımız şu anda dünyada olmayan tüm kaybettiklerimiz bizim değerlerimizdir hepsini saygı ve hürmetle anıyoruz hepsine Allah rahmet eylesin.


ÜRÜK KÖYÜNÜN COĞRAFİ KONUMU:

Divrigi'nin güney doğusuna düşen Ürük köyünün doğusunda, Göndüren ve Mursal, Batı; Gökçebel(Venk) ve Ceviz köyü ve bektaş köyü ile sınır. Kuzey; Ulu çayır (Vazıldan) ve Venk güneyi; Mursal ile çevrilidir.
Dağ olarak Lüğlük Karyatağı Uludağın güneyi gibi bir iki yükseltileri bulunmaktadır.
Ürük köyünün kaynağı bol ve suyu güzel olan belli başlı pınarlarıda şunlardır. Çile’ nin pınar, çortu’nun pınar mercan çimen’inin pınar, kavurmada yurdum pınar ve keçövin’in pınar bu pınarın suyu gayretli bir çalışma sonucu kaynağından alınarak evlerin içine kadar ulaştırıldı. Böylece ürük köyü daha modern bir yaşam ve daha sağlıklı bir içme suyuna kavuşmuş oldu. Bu suyun kaynağından alınarak evlere ulaşmasında devletin ve Ürük’lülerin katkısı yanında o yıllarda Divriği belediye başkanı olan ürüklü Muharrem YAĞBASAN ‘ın önemli katkıları olmuştur.
Göller: köyün doğusunda iki göl bulunmaktadır bunlardan gırıcagöl daha yukarda olup kar ve yağmur sularıyla beslenmektedir yağışın ve karın bol olduğu yıllarda gölün derinliği 2.5 - 3.5 m kadar yükselir; tamamen doğal bir göldür. Gölün boyu yaklaşık 110 , eni ise 65 m kadardır. Bu göl altındaki büyük gölü ve de su kaynaklarını beslemektedir.
2. göl’de büyük göldür bu gölün derinliği 3.5 - 4 m , uzunluğu 300 m den fazla , eni ise 150 m civarındadır. Yörede en büyük göllerden biri olarak bilinir. Ürük köyünün tarla, yoncalık, bostan ve bahçelerinin büyük çoğunluğu bu gölle sulanır. Ürük köyü için hayati önem taşıyan büyük göl zaman içerisinde bir kere bendini devirerek patlamıştır daha sonra köylüler tarafından tekarar inşa edilerek zaman içinde ön duvarı güçlendirilerek bugünkü halini almış olup ürük köyünün sulama konusunda can damarını oluşturmaktadır; ayrıca bu göle ilk baharda göç eden göçmen kuşlardan leylek, angıt gibi kuşlar konaklama olarak kullanmaktadır.                                                                                                                             3 - Sulama hargı olarak çilenin dereden başlayıp  armutluya kadar uzanan ve köy arazısini bir baştan bir başa kadar sulayan çilenin hark vardır ne yazık ki  büyük şehre göçten oda etkilenmiştir  şuan faal değildir fakat en kısa sürede faal duruma geçirilmesi için çalışılmaktadır.
AKARSULARI:
Mursal köyüne bağlı yama dağlarından doğan fıratın bir kolu olan çalgan deresi i su yatağı bol olmasına nazaran debisi derin olduğundan  köy arazimizi ikiye böldüğü için köyümüze zahmeti çok faydası yok denecek kadar azdır.Bu su üzerinde köyümüzün simgesi çalğan şelalesi vardır.
    Köyümüzün simgesi çangal'ın zamanla türüyerek geldiği çalgan kelimesinin anlamı:
Anadoluda ''Şelalenin doğduğu yer'' anlamında kullanılmaktadır.

YAYLALAR VE DAĞLAR I:
Ürük köyü yaylaları ilede meşhurdur bunlar  Çortun yaylası, Mercan çimeni yaylası, Yelliyurt yaylası Eskiyurt yeri yaylası, Çatal goyak  yaylası ve Büyükgöl yaylası  hem yayla yeri hem de soğuk suları ile meşurdurlar. Dağları ; Köyümüzün en yüksek mevki Lüğlük dağıdır,lüğlük dağının önündeki plato kandıl olarak adlandırılır  sol tarafta yani mursal tarafında lömbelenin sırt  diye adlandırılan bölümde keçövünden lüğlüğe kadar sıradağ olarak uzanır, sağ tarafta Karyatağından başlar kandılın kayadan lüğlüge kadar güney kaya sıradağı uzanır  her iki tarafta haranın boğaz diye adladırdığımız geçit vardır  soldakinden mursal yönüne,sağdakinden ortadağa geçilir.güney kayanın üstü dağın başı diya adlandırılır. Köyün üst tarafında ise kuyucak mevkisinin üstünde Kızıldağ vardır bu dağ vazıldanın üstünden başlar kavurmada mursal sınırına kadar uzanan bir sıradağdır köyümüz ait bölümü Uludağ diye adlandırılır. Bu dağda yaban keçileri yaşamaktadır  dağın diğer tarafında  Göndüren köyü vardır.Birde köymüzün önünde kalemiz vardır bu kalanın önünde demirli kale dediğimiz tek parça ayrı bir bölüm vardır bunun tepesinde insan eli değmiş olduğu belli olan  anıt türünde bir yapıt vardır.Bu da köyümüzde beksi medeniyetlerin yaşadığının kanıtıdır vede araştırılmalıdır.

İBADET ŞEKLİ :
Köyümüzün İslam inanışı çevresindeki diğer Divriği köyleri gibi Cem yapılır ve Muharrem ayında muharrem orucu tutulur. Cem törenleri Abuzeyf dede ve Garip dedelerin öncülüğünde yapılırdı. Birde mümkün olduğunca her yıl Abdal Musa lokması yaparız.

İNANÇ YERLERİ :

Lüğlük dağı tepesinde içme suyu kaynağı vardır en tepesi ziyaret yeri olarak bilinir  yağmur duası yapmak üzere buraya gidilerek kurban adak yapılır hatta bir keresinde bende gittim. Adımata  ve Koyun Abdal denilen yerlerde ziyaret yeri olarak bilinir, Koyun abdal’ da kutsal olduğuna inanılan bir ağaç vardı. Bir gece kim olduğu bilinmeyen kişilerce kesilmiştir. Birde Deliklitaş vardır buraya da ilkbaharı karşılamaya Yelönüne Nevruza gideriz.


ELEKTRİK VE TELEFON:
Mursal Nahiyesi ile yaklaşık aynı yıllarda Elektriğe kavuşan Ürük köyü daha sonra Telefon so­rununu da çözdü. Hayati önem taşıyan bu iletişim aracının santralı ise Mursal’da bulunmaktadır.

ÜRÜK'LÜLERDE HANE SAYISI VE BULUNDUKLARI YERLER:
İlk kuruluşunda iki aileden oluştuğu varsayılan köyün daha sonraki yıllarda 2 defa 80 haneye kadar yükseldi­ği ve tekrar azaldığı, azalma sebebi ise köye bir salgın hastalığın gelmesidir..
O yıllarda ilaç ve aşının bulunmayışı ayrıca Devletin, ülkenin her tarafına sağlık hizmetleri­ni ulaştıramaz durumda olması Anadolu 'nun birçok köylerinde olduğu gibi bu ölümcül hastalık Ürük köyünü de vurmuş ve hanelerin hızla azalmasına sebep olmuştur denilebilir.
Ancak; 1960'lı yıllarda 60-65 haneye kadar ulaşan köyün kırsal alanlardan büyük şehirlere hızlı bir göç olayı yaşandığı o yıllarda Ürük köyü' de bu göçten nasibini almış ve hane sayısı 20’lere  kadar inmiştir. Şimdi ise gurbetçilerin tekrardan köye ev yapmaları sonucu yazın  55 - 60 haneye kadar yükseliyor.
Diğer İl ve İlçelerdeki Ürük Halkının hane sayısı şu an ise 400 - 450 nin üzerine çıkmıştır. Bunun­da % 90'ını Ankara'da bulunan Ürüklüler oluşturmaktadır. Geri kalan %10 gibi bir grup ise yurdumuzun, İstanbul, İzmir, Antalya, Didim, İzmit gibi yerlerine serpilerek yerleşik düzeni buralarda sağlamışlardır.

ÜRÜK'TE OKUL VE NUFUS YAPISI:
Köy talebeleri eski yıllarda bir zaman Mursal ilkokulundan yararlandılar. 1950’li yıllarda Ürük ilk okulunun yapılması ile eğitime burada devam edildi. Ancak; yukarıda sözü edilen da­ğılmalar sonucu köyde genç nesil kalmayınca okul, talebe yetersizliği yüzünden 1990 lı yıllar­da kapatıldı. DİE. nin 1997 verilerine göre Ürük köyü nüfusu 86, Genel nüfusu yaklaşık olarak 1000 - 1100 civarındadır.

SOSYAL KURULUŞLAR:
Ürük Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği :
Derneğimiz 1995 yılında Ankara’da kurulmuştur. Kuruluşundan bugüne kadar kuruluş amacına uygun olarak Ankarada ve köyde sosyal ve kültürel çalışmalara öncülük etmiş olup özelliklede köyün sosyal ihtiyaçlarına bütçesi oranında katkıda bulunmuştur. bu çalışmalarında köy muhtarlığıyla sürekli dialog halinde olmuştur, olmayada devam edecektir. Ekonomik örgütlülük olarakta S:S Yelliyurt ve S:S Çalgan Konut Yapı Kooperatifleri faal olarak devam etmektedirler.                                                        
Tüm Ürüklülerin iğlisine ve bilgisine sunulur. Arz ederim

Not : Bu belge’nin hazırlanmasında araştırmacı Yazar  Mursallı Abbas Çiftçinin kitabından faydalandım. 12.08.2007
Hazırlayan  :
Mehmet SAZLI
Ürük Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı